Kaş (Antiphellos)

Teke Yarımadası üzerinde yer alan Kaş, Likya Medeniyeti’nin en önemli kentlerinden biridir. Arkeolojik çalışmalar M.Ö. 6 bin yıllarında da burada yerleşim olduğunu göstermekte ve kentin en eski adının Habesos olduğu bilinmektedir. Tarihte Antiphellos olarak anılan kent, Büyük İskender’in Anadolu seferi sırasında Makedonya topraklarına katılmıştır. Daha sonra Seleukos’lara, Ptolemaios’lara ve Romalılara geçen şehir Bizans döneminde psikoposluk merkezi olmuştur. Kent, Anadolu Selçuklu döneminde Andifli adını almıştır. Son olarak, Yıldırım Bayezid, şehri Tekelioğulları Beyliği’nden alarak Osmanlı İmparatorluğu’na dahil etmiştir.
M.Ö. IV. yy.'da Antiphellos çok küçük bir yerleşim yeri olup biraz yukarısında bulunan Phellos'un limanı idi. Ancak Hellenistik döneme girilirken Phellos gerilemiş, Antipellos ise gelişerek daha ön plana çıkmıştır. Bu durum Roma döneminde de devam etmiş, şehir bölge ormanlarından elde edilen sedir ağacı ticareti ve süngercilik sayesinde gelişerek Phellos'un limanı durumundan çıkmış ve kendine yeten zengin bir şehir durumuna gelmiştir.


Antik kentin doğu ve kuzeyinde yer alan dağlarda ionik tarzda yapılmış, üzerinde Likya yazıları olan pek çok kaya mezarı bulunmaktadır. Halk arasında Kral Mezarı olarak bilinen Uzun Çarşı’daki Likya yazıtlı Anıt Mezar ( M.Ö 4.yy) günümüze ulaşan en güzel ve görkemli lahitlerden biridir.


Bölgede yer alan önemli eserlerden biri de Kaş Antik Tiyatrosu’dur (M.Ö.1.yy). 4000 kişilik kapasitesi olan ve 26 basamaktan oluşan tiyatro M.S. 2. yy da onarım görmüştür. Sahnesi olmayan tiyatronun en önemli özelliği Anadolu denize cephesi açık olan bir tiyatro olmasıdır.


Tiyatronun kuzeydoğusunda Akdam olarak adlandırılan M.Ö. IVyy ‘a ait dor tipinde ev tipi bir mezar vardır. Doğal kaya kesilerek yapılmış olan mezar 3.5 m yüksekliğindedir ve üstünde el ele tutuşup dans eden 24 tane kız figürü bulunmaktadır.
Hastane Caddesi’nde, temel taşları Roma döneminden kalma, dış yüzü kesme taş kullanılarak yapılmış tapınak bulunmaktadır.


Likya Dönemi’ne ait kalıntılar yalnızca Kaş merkezde değil, yakın çevre köylerle beraber yaylalarda da bulunmaktadır. Hemen her köyün veya yaylanın yanı başında antik bir kent, köylülerin deyişiyle ‘asarlık’ bulunmaktadır. Semerdam alınlıklı lahitler, kaya mezarları, kalıntılar Likya’dan izler olarak günümüze ulaşmıştır. Köylerde üçgen alınlıklı ahşap kulübeler tahıl ambarı olarak kullanılmaktadır. Bu form Likyalıların evlerinin ve mezarlarının üçgen formunu yaşamlarına yansıtma geleneğinden kalmıştır. Hiç çivi kullanılmadan tahtaların birbirine geçme esasıyla yapılan bu kültürel anıtlar yok olmaya yüz tutmuştur. Son ustalarını yıllar önce yitiren bu yapıları köylüler, erzaklarını depolamak için kullanmışlardır. Genellikle evlerin yanında inşa edilen bu kulübeler Gökçeören ve Bezirgan köylerinin girişinde toplu olarak yer almaktadır. En ilginç olan ise Elmalı’nın Beyler köyündeki iki katlı ambardır. Bir kısmı artık kullanılmayan bu ambarlar, günümüzde yerlerinden sökülerek villa bahçelerine süs olarak taşınmaktadır.